|
Mevlevihane'ler büyük Türk düşünürü Mevlana Celaleddin-Rumi (1207-1273)'nin
düşünceleri doğrultusunda oğlu Sultan Veled tarafından şekillendirilen
Mevleviliğin yaşandığı merkezlerde olup derviş yetiştirilen asihaneler ve sadece
bulundukları yerlerde Mevleviliği temsil eden Mevlevi zaviyeleri olmak üzere iki
kısımda değerlendirilir. 17. yüzyılda kurulan Gelibolu Mevlevihane'si Osmanlı
coğrafyasında kurulmuş on beş asitane ile doksan Mevlevi zaviyesi içinde en
geniş araziye ve en haşmetli semahaneye sahip olanıdır. Kurulduğu dönemde yetmiş
seksen derviş hücresi, mescit, mektep, zengin bir kütüphane, mutfak, kiler ve
semahaneden oluşan Mevlevihane'den bugüne kalanlar ise semahane-türbe binası ile
iki taç kapıdan ibarettir. Mevlevihane'nin kurucusu ve aynı zamanda şeyhi,
Ağazade Mehmet Dede'dir.
Gelibolu'da doğmuş, Konya Mevlana Dergâhı’nda yetişmiş âlim ve şair bir şahsiyet
olup Mevlevihane'nin türbe kısmında metfundur. Ağa-zade'nin vefatından sonra
yerine kardeşi Ağa-zade Mustafa Efendi'nin oğlu şair ve musikişinas Sabir Mehmet
Parsa şeyh olmuştur.Ali İzzet Dede (Ö.1824), Mehmet Hüsameddin Dede (Ö.1896),
Mehmet Burhanettin Dede (Ö.1954) Mevlevihane'nin şeyhlerinden
bazılarıdır.Gelibolu Mevlevihane'si, kuruluşundan son şeyhi Burhanettin Efendi
zamanına kadar Sultan 3., Mustafa, Sultan 3., Selim, Sultan Abdülmecid
dönemlerinde olmak üzere altı kez onarılmış, bütün bu onarımlarla ilgili
kitabeler Mevlevihane'nin iki taç kapısı ile semahane ve türbe kapılarına
konulmuştur.
1908 yılındaki son onarımla birlikte 'Ka'betü'l-uşşak-ı sani' (âşıkların ikinci
Ka'besi) yani Mevlana Dergâhından sonra ikinci önemli Mevlevihane olarak
nitelendirilmiştir. Mevlevehane'nin semahane kısmının kubbesinde hemen hemen
bütün Mevlevihanelerde bulunan Mevlana'nın sema ile ilgili 'Dani sema çi
büved'diye başlayan Farsca gazeli bir kuşak halinde yazılıdır. Gazelin Türkçe'si
şöyledir: Gelibolu Mevlevihane'si, tıpkı diğer Mevlevihane'ler gibi bir kültür
ve sanat merkezi olarak işlev görmüş ve kurulduğu andan itibaren kültür
hayatımıza renk katarak pek çok önemli sanatkar yetiştirmiştir. 17. Yüzyılda
Divan şiirinin en önemli temsilcisi Neşati Dede, 19.yüzyılda Türk Müziğinin
virtüözlük derecesinde usta neyzeni Aziz Dede, Gelibolu Mevlevihane'sinde
yetişmiştir. Özellikle 19.yüzyıl kültür ve sanat hayatında önemli bir yere sahip
olduğunu gördüğümüz Gelibolu Mevlevihane'si, bu dönemde pek çok padişahın
iltifatına mazhar olup defalarca tamir edildiği gibi Mevlevihane'den 19.
yüzyılın en meşhur şair ve musikişinasları (neyzen, kudümcen, naathan ve ayinhan)
yetişmiştir.
Bunların başında babasının vefatı üzerine 9 yaşında iken şeyh tayin edilen ve 41
sene bu mekânda kaldıktan sonra Kahire Mevlevihane'si şeyhliğine atanarak 24
sene de burada şeyhlik yapan Hüseyin Azmi Dede yer alır. Şair ve musikişinas
olan Azmi Dede musiki tarihimizin en büyük bestekârı İsmail Dede Efendi'nin
talebesidir. Gelibolu, İstanbul ve Kahire'de pek kimseye ayin meşk ederek
Mevlevi ayinlerinin bu şehirlerde yayılmasında önemli katkılarda bulunmuştur.
Naathan, ayinhan ve neyzenliğin yanı sıra alim ve şair bir zat da olan Azmi
Dede'nin şeyhliği zamanında Gelib olu Mevlevihane'si kültür ve sanat açısından
tarihinin en hareketli dönemini yaşamıştır. Bu dönemde İsmail Dede Efendi ile
Sultan 2. Mahmut ayrıca Sultan Abdülmecit Glibolu'ya birkaç defa gelerek tekkede
misafir olmuştur. Mevlevi ayini icrasında bulunmuştur ve Azmi Dede'nin şeyhliği
döneminde Kahire Mevlevihane'si şeyhi Mustafa Nakşi Dede Gelibolu
Mevlevihane'sine gelmiş, kısa bir zaman önce Mısır'da bestelediği ve ilk olarak
Kahire Mevlevihane'sinde okunan Şedaraban Mevlevi Ayini ikinci kez bu dergahta
dervişlere meşk etmiştir.
Bu Mevlevi ayininin Kahire, Gelibolu ve İstanbul'da yayılmak suretiyle Türk
musikisine kazandırılması ise Hüseyin Azmi Dede ile oğlu Ahmet Celaleddin Dede
sayesinde olmuştur. Azmi Dede’nin oğlu Ahmet Celaleddin Dede de Gelibolu
Mevlevihane’sinde yetişmiş birçok dil bilen geniş bir tasavvuf ve musiki
bilgisine sahip olan devrinin önemli bir kültür sanat adamıdır. Yaşadığı dönemin
kıdem ve irfan itibarıyla en büyük Mevlevihane’si olarak değerlendirilen Ahmet
Celaleddin Dede Gelibolu’da doğmuş, babasının Mısır Mevlevihane’si şeyhliğine
tayiniyle birlikte Mısıra gitmiş, Kahire Mevlevihane’sinde çilesini
tamamladıktan sonra uzun müddet Kudümzer Başı ve Neyzen Başılık görevini
yürütmüştür. Babasının vefatı üzerine İstanbul’a dönerek münzevi bir hayat
sürdürmekte iken önce Üsküdar Mevlevihane’si şeyhliği ve Mesnevihan’lığına tayin
olunmuş, bu iki dergâhta tekke ve zaviyelerin kapatılmasına kadar mesnevi
dersleri okutmuştur.
|